Çernobil’e “çelik miğfer” giydiriliyor!

Dünyanın bugüne kadar gördüğü en büyük nükleer facia olan Çernobil nükleer santralindeki yangının ardından şimdiye dek bir türlü tam güvenlikli olarak kapatılamayan 4. reaktörün “çelik miğferle” örtülme çalışmaları başladı.

Iğdır Milletvekili Mehmet Emin Adıyaman Metsamor Nükleer Santrali İçin Soru Önergesi Verdi

TÜRKİYE BÜYÜK MİLLET MECLİSİ BAŞKANLIĞINA
Aşağıdaki sorularımın Sağlık Bakanı Sayın Mehmet MÜEZZİNOĞLU tarafından Anayasanın 98’inci ve TBMM İçtüzüğünün 96’ncı ve 99’uncu maddeleri gereğince yazılı olarak cevaplandırılmasını saygıyla arz ederim.
Mehmet Emin ADIYAMAN
Iğdır milletvekili

1973 yılında Sovyet nükleer teknolojilerinin en eski sistemiyle inşa edilen ve teknik olanakları yetersiz olan Metsamor Nükleer Santrali Iğdır’a sadece 16 km uzaklıkta Kars, Erzurum, Ardahan ve Ağrı illerimize de oldukça yakın mesafede, Doğu Anadolu Fay Hattı üzerinde saatli bir bomba gibi durmaktadır. 1979 yılında üretime başlayan santral 1988 yılında yaşanan depremde ciddi derecede zarar görerek uzun süre kullanım dışı kaldı.
1995 yılında tekrar üretime geçen santral uluslararası otoriteler tarafından dünyanın en tehlikeli santralı ilan edilmiştir. Çernobil felaketinden daha büyük bir trajedi rolünü oynayabileceği ve radyoaktif gazların atmosfere yayılması durumunda sadece çevre illerin değil çevre ülkelerin de etkilenmesi kaçınılmazdır. Metsamor’da gerçekleşecek olası herhangi bir olayın getireceği felaketin sonuçlarını Çernobil bizlere hatırlatmaktadır.
Çernobil kazası 7000 civarında insanın ölümü, 25000 insanın güçlü radyasyon sonucu sakat kalması, on binlerce insanın kısır kalmasıyla sonuçlandı. Bu faciadan sonra Çernobil’in etkilediği bölgelerde doğan çocukların yüzde 90’ında sakatlık oluştu. Olaydan 29 yıl geçmesine rağmen, radyasyonun komplikasyonu halen Avrupa’da devam etmektedir. 

İĞNEADA’YA NÜKLEER SANTRAL YAPILACAKMIŞ

14 Temmuz 1980 gecesi TRT’de Uğur DÜNDAR’ın sunduğu “İŞTE CUMARTESİ” adlı programda duydu İğneada’yı  bir çok kişi. Demirköy ile İğneada arasındaki yolun Salt Köprüsü denilen noktasında   vitesi  boşa alınan araçların yokuş yukarı çıktıklarını görüntüleyen Dündar, fizik kurallarına aykırı bu olayı “Mıknatıslı Yol” diye sundu seyircilerine.

                O yıllar kardeşim Demirköy’de görevliydi. Daha önce bu yoldan bizde geçmiş ama fark etmemiştik. Sonraları birkaç kez biz de denedik bu ilginç olayı.
İğneada şimdi yine bütün ülkenin gündeminde. Yeni bir çılgınlık projesi,  nükleer santral olarak bu cennet köşesini yok etmek üzere  önümüze geliyor.
İğneada ormanlarındaki çam ağaçlarının bütün iğneleri batsın gözünüze..Konaklayan  ve yerleşik 258 kuş türü gagalasın beyinlerinizi..Amazon ve Kongo havzalarından sonra 670 çeşit bitkiye, 668 tür yabani hayvana yaşam alanı olan  dünyanın üçüncü büyük longoz ormanını yok etmenize izin vermeyeceğiz. Akkuyu ve Sinop’tan sonra İğneada’nın da doğa düşmanı , hoyrat eller tarafından yok edilmesine seyirci kalmayacağız.
İki yıl önce aynı bölgede yapılmak istenen termik santral, çevre köy ve ilçelerin büyük tepkileri  ve hukuk mücadelesiyle durdurulmuştu.  Oysa 13.11.2007 tarihli, 26699 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan 2007/12759 no.lu kararla bölge Milli Park ilan edilmiş, daha sonra 23 Eylül 2013 tarihinde bölgenin bir ekoturizm bölgesi olması için Kültür ve Turizm Bakanlığına başvurulmuştu. Bakanlıktan hala bir ses yok ama, geçici hükümetin geçici bakanı müjdeyi ! verdi. İğneada’ya nükleer santral yapılacakmış.

Çernobil yasak bölgesinden ilginç haber!

30 yıl önce yaşanan Çernobil nükleer faciasından sonra, yasak bölgede ilginç gelişmeler yaşanıyor!

İşte hükümetin ‘devlet sırrı’ diyerek mahkemeye göndermediği Akkuyu Nükleer raporu

Hükümetin ‘devletin güvenliğini’ gerekçe gösterip mahkemeden bile gizlediği, Akkuyu nükleer santraline ilişkin Uluslararası Atom Enerjisi Ajansı’nın(UAEA) hazırladığı raporu ele geçirdi. Enerji Bakanlığı, geçen yıl şubat ayında teslim edilen “Entegre Nükleer Altyapı Gözden Geçirme” (INIR) misyon raporunun güncelliğini yitirdiğini iddia etse de üzerinden bir yılı aşkın bir zaman geçtiği halde çalışmadaki tavsiyelerin neredeyse hiçbirinin gerçekleşmediği ortaya çıktı.

Nükleer Enerjinin Düşüşü

UFUK ELİF RODOPLU

Sabancı Üniversitesi, Uluslararası Çalışmalar

1970’lerde altın bir geleceğe sahip olduğuna inanılan nükleer enerji, hiç de beklenildiği gibi olmadığını kanıtladı. Özellikle Fukuşima faciasından sonra dünya çapında nükleer enerjiye olan ilgi giderek azalıyor. Nükleer enerjinin geçmişine bakıldığında üç önemli nükleer kaza görüyoruz. Bunlardan bir tanesi 1979’da Amerika’da gerçekleşen Three Mile Island nükleer santral kazasıdır. Fakat bu kazada insan hayatını tehdit edecek ciddi bir olay meydana gelmediği için nükleer enerjiyi sorgulamaktan çok, nükleere karşı olumlu bir hava oluşturuldu. İkinci büyük kaza ise 1986 Çernobil faciasıydı. Çernobil’in oluşturduğu hasar çok geniş çaplı oldu fakat facianın nedeni teknolojik eksiklikler ve insan hatasıydı ve kazanın faturasını Sovyetler Birliği’ne kesip, devam etmek kolay olan yoldu. Fakat 2011’de Japonya’da yaşanan Fukuşima faciası, nükleere karşı bakış açısını tamamen değiştirdi. Teknolojinin bu denli gelişmiş ve insan kaynaklı hatanın bu denli az olduğu bir ülkede böylesine büyük bir facianın meydana gelmesi tüm dünya ülkelerinde bir korku oluşturdu. Birçok uzmana göre Fukuşima faciası nükleer enerjide bir dönüm noktası oldu ve facianın dördüncü yılında Greenpeace’in hazırladığı rapora göre nükleer enerji sektörünün ekonomik ağırlığı ve önemi giderek azalıyor.

Çernobil’deki yangın kontrol altında

Ukrayna’daki Çernobil ormanlarında çıkan ve Çernobil Nükleer Santraline doğru ilerleyen yangın kontrol altına alındığı bildirildi. 320 hektarlık ormanda çıkan yangının söndürülmesi için aralarında 3 itfaiye uçağı ve 2 helikopterin de bulunduğu 51 araç ile 305 itfaiyecinin seferber edildiği duyuruldu.

Çernobil Ormanındaki yangının, 1992 yılından bu yana çıkan en büyük yangın olduğunu
belirten Ukrayna Başbakanı Arseniy Yatsenyuk da yaptığı açıklamada, orman yangınının çıktığı bölgede bulunan Çernobil Nükleer Santrali’nde radyasyon değişimi yaşanmadığını ve durumun normal olduğunu açıkladı.

Ne için nükleer santral?

Türkiye’de nükleer santral tartışmaları süredursun, ismi nükleer faciayla özdeşleşen Çernobil’den gelen haber şok etti.

eakgul@sozcu.com.tr

Çernobil  faciasının 29. yılında, nükleer santralin yaklaşık 20 kilometre yakınında orman yangını başladı. Yangının tam da Türkiye’deki nükleer santral tartışmalarının üstüne denk gelmesi konuyla ilgili soru işaretlerini artırdı. Çernobil’de üzerine beton dökülerek “ortadan kaldırılan” atıkların 29 yıl sonra bile ne kadar etkili olabileceği tüm dünyayı şok etti. Peki Türkiye’ye kurulacak nükleer santralin atıkları nasıl “yok” edilecek? İşte konunun uzmanlarından ‘ölümcül’ uyarılar…

Orman yangını Çernobil Nükleer Santrali’ne doğru ilerliyor

Ukrayna İçişleri Bakanı Arsen Avakov, Çernobil Nükleer Santrali çevresinde devam eden orman yangınının yayıldığını söyledi.

Çernobil Çocukları

26 Nisan 1986’da Ukrayna’nın kuzeybatısındaki Çernobil Nükleer Santrali’nde insanlık tarihindeki en büyük nükleer kazalarından biri meydana geldi. Santralin 4. blokunda meydana gelen kaza, santral çalışanları ve çevreyi büyük ölçüde etkiledi.

Faciadan 29 yıl sonra Euronews o dönemde doğan üç Ukraynalı gençle konuştu.