- Anasayfa
- Çernobil Makaleleri
- Topraklarımız Nükleer Çöplük Oluyor
Topraklarımız Nükleer Çöplük Oluyor
- By Çernobil Türkiye
- Yayınlanmış 29/04/2009
- Çernobil Makaleleri
-
Kalite:




İskenderun Çevre
Koruma Derneği Başkanı Aylin Canpolat Ödemiş, dernek binasında
gerçekleştirdiği basın toplantısında Çernobil faciasının etkilerinin
henüz hafızalardan silinmediğine dikkat çekerek, Çernobil felaketinin
23. yılında AKP hükümetini dönüşü olmayan nükleer santral macerasına
girmemeleri konusunda bir kez daha uyarma ihtiyacı hissettiklerini
kaydetti.
Açıklamalarına 23 yıl önce 26 Nisan 1986 günü o dönemde Sovyetler Birliği, şimdi ise Ukrayna sınırları içinde bulunan Çernobil Nükleer Santralı’nın reaktörlerinden birinde iki patlama meydana geldiğine ve dev bir radyoaktif bulut gökyüzüne yükseldiğine işaret ederek başlayan Ödemiş, “Çernobil’den çıkan bulutlar önce kuzeye, İsveç’e gitti. Daha sonra da bulut yükseldi ve dönüş Türkiye’nin üzerine çöktü. Ülkemizin yalnızca Karadeniz bölgesi değil, tüm bölgeleri bundan etkilendi. Sağlık Bakanlığı yıllar sonra yaptığı bir araştırmada Isparta ilinin temiz ve Çernobil’den etkilenmemiş bir yer olduğunu söylüyor. Ve Isparta’daki verileri Edirne ve Rize ile karşılaştırarak ‘aynı oranda kansere rastlanıyor’ diyerek ülkemizin Çernobil’den etkilenmediğini savunuyor. Oysa bu kıyaslamanın eşit olması, Karadeniz’in Çernobil’den etkilenmediğini değil, ülkenin her tarafının aynı ölçüde etkilendiğini göstermektedir. Devrin hükümetinin yasaklaması sonucu Türkiye’de Çernobil araştırmaları yapılamadı. Ancak, bunu kanıtlayan çok sayıda Çernobil raporu ve bulutların Türkiye’nin üzerine çöktüğüne dair uydu fotoğrafları var. Yaklaşık 800 bin kişinin temizlik çalışmalarına katıldığı sanılıyor. Sovyetler Birliği dağılmadan önce açıklanan tek resmi bilgide 25 bin temizlikçinin kazadan kısa bir süre sonra öldüğü söyleniyor. Diğerleri hakkında hala kesin bir bilgi yok. 7 milyon kişinin kazadan etkilendiği, bunlardan 400 bininin başka bölgelerde yaşamak üzere tahliye edildiği, en az 146 bin km2’lik bir alanın radyoaktif kirlenmeye maruz kaldığı bildiriliyor. Bu alan, ülkemizin altıda biri kadar bir alana denk düşüyor. Yine 52 bin km2’lik bir alanda tarım yapılamıyor. Bu da ülkemiz yüzölçümünün yaklaşık yüzde 7’si kadardır. 1970 ve 2001 yılları arasında Beyaz Rusya’da tiroit kanserindeki ortalama artış oranı ortalama 15 kat artmış durumdadır” ifadesinde bulundu.
NÜKLEER SANTRAL ATIK SORUNU 70 YILDIR ÇÖZÜLEMEDİ
Açıklamasının devamında ülkemizde nükleer santral yapmak isteyenlerin ve nükleer lobinin aradan geçen 23 yıla karşın bazı gerçekleri hala halktan saklamaya çalıştığının altını çizen İskenderun Çevre Koruma Derneği Başkanı Aylin Canpolat Ödemiş, “Nükleer santral ihalesi için hazırlanmış olan yasal düzenlemede, kamu yararı yerine uluslar arası şirketlerin çıkarları gözetilip kollanmaktadır. Tercüme bir metinle kamuoyunun, sivil toplum kuruluşlarının, mühendis odalarının ve üniversite bilim çevrelerinin görüş ve önerilerini dikkate almaksızın oldu bittiye getirerek TBMM’den geçirilen nükleer ve 1000 MW üstü termik santrallerle ilgili yasal düzenleme toplumsal onurumuzu zedeliyor. Satın alma garantisi ile kurulacak nükleer santral işletmeye alındığında, doğal gaz ile elektrik enerjisi üretiminde yaşadığımız olumsuzlukların benzerleri katlanarak tekrarlanacaktır. Bu ihale ile kurulması öngörülen nükleer santralin elektrik gereksinimimizin karşılanmasına herhangi bir katkısı olmayacaktır. Dünyada nükleer santral atıklarının güvenli olarak depolanması sorunu 70 yıldır çözülememiştir. Bu ihale ile Anadolu toprakları nükleer atık deposu, bir anlamda nükleer çöplük yapılmaya çalışılmaktadır. Üstelik kurulacak santralın nükleer atıklarını depolamanın bedeli TETAŞ (Türkiye Elektrik Ticaret ve Taahhüt A.Ş.) aracılığı ile hazine garantisi verilerek kamunun yani toplumumuzun sırtına yüklenmektedir. AKP hükümetini daha fazla gecikmeksizin, dönüşü olmayan bu sürece girmemeleri konusunda bir kez daha uyarıyoruz” dedi.
Açıklamalarına 23 yıl önce 26 Nisan 1986 günü o dönemde Sovyetler Birliği, şimdi ise Ukrayna sınırları içinde bulunan Çernobil Nükleer Santralı’nın reaktörlerinden birinde iki patlama meydana geldiğine ve dev bir radyoaktif bulut gökyüzüne yükseldiğine işaret ederek başlayan Ödemiş, “Çernobil’den çıkan bulutlar önce kuzeye, İsveç’e gitti. Daha sonra da bulut yükseldi ve dönüş Türkiye’nin üzerine çöktü. Ülkemizin yalnızca Karadeniz bölgesi değil, tüm bölgeleri bundan etkilendi. Sağlık Bakanlığı yıllar sonra yaptığı bir araştırmada Isparta ilinin temiz ve Çernobil’den etkilenmemiş bir yer olduğunu söylüyor. Ve Isparta’daki verileri Edirne ve Rize ile karşılaştırarak ‘aynı oranda kansere rastlanıyor’ diyerek ülkemizin Çernobil’den etkilenmediğini savunuyor. Oysa bu kıyaslamanın eşit olması, Karadeniz’in Çernobil’den etkilenmediğini değil, ülkenin her tarafının aynı ölçüde etkilendiğini göstermektedir. Devrin hükümetinin yasaklaması sonucu Türkiye’de Çernobil araştırmaları yapılamadı. Ancak, bunu kanıtlayan çok sayıda Çernobil raporu ve bulutların Türkiye’nin üzerine çöktüğüne dair uydu fotoğrafları var. Yaklaşık 800 bin kişinin temizlik çalışmalarına katıldığı sanılıyor. Sovyetler Birliği dağılmadan önce açıklanan tek resmi bilgide 25 bin temizlikçinin kazadan kısa bir süre sonra öldüğü söyleniyor. Diğerleri hakkında hala kesin bir bilgi yok. 7 milyon kişinin kazadan etkilendiği, bunlardan 400 bininin başka bölgelerde yaşamak üzere tahliye edildiği, en az 146 bin km2’lik bir alanın radyoaktif kirlenmeye maruz kaldığı bildiriliyor. Bu alan, ülkemizin altıda biri kadar bir alana denk düşüyor. Yine 52 bin km2’lik bir alanda tarım yapılamıyor. Bu da ülkemiz yüzölçümünün yaklaşık yüzde 7’si kadardır. 1970 ve 2001 yılları arasında Beyaz Rusya’da tiroit kanserindeki ortalama artış oranı ortalama 15 kat artmış durumdadır” ifadesinde bulundu.
NÜKLEER SANTRAL ATIK SORUNU 70 YILDIR ÇÖZÜLEMEDİ
Açıklamasının devamında ülkemizde nükleer santral yapmak isteyenlerin ve nükleer lobinin aradan geçen 23 yıla karşın bazı gerçekleri hala halktan saklamaya çalıştığının altını çizen İskenderun Çevre Koruma Derneği Başkanı Aylin Canpolat Ödemiş, “Nükleer santral ihalesi için hazırlanmış olan yasal düzenlemede, kamu yararı yerine uluslar arası şirketlerin çıkarları gözetilip kollanmaktadır. Tercüme bir metinle kamuoyunun, sivil toplum kuruluşlarının, mühendis odalarının ve üniversite bilim çevrelerinin görüş ve önerilerini dikkate almaksızın oldu bittiye getirerek TBMM’den geçirilen nükleer ve 1000 MW üstü termik santrallerle ilgili yasal düzenleme toplumsal onurumuzu zedeliyor. Satın alma garantisi ile kurulacak nükleer santral işletmeye alındığında, doğal gaz ile elektrik enerjisi üretiminde yaşadığımız olumsuzlukların benzerleri katlanarak tekrarlanacaktır. Bu ihale ile kurulması öngörülen nükleer santralin elektrik gereksinimimizin karşılanmasına herhangi bir katkısı olmayacaktır. Dünyada nükleer santral atıklarının güvenli olarak depolanması sorunu 70 yıldır çözülememiştir. Bu ihale ile Anadolu toprakları nükleer atık deposu, bir anlamda nükleer çöplük yapılmaya çalışılmaktadır. Üstelik kurulacak santralın nükleer atıklarını depolamanın bedeli TETAŞ (Türkiye Elektrik Ticaret ve Taahhüt A.Ş.) aracılığı ile hazine garantisi verilerek kamunun yani toplumumuzun sırtına yüklenmektedir. AKP hükümetini daha fazla gecikmeksizin, dönüşü olmayan bu sürece girmemeleri konusunda bir kez daha uyarıyoruz” dedi.
Spread The Word
1 Yanıt to "Topraklarımız Nükleer Çöplük Oluyor " 
|
said this on 30 Jun 2009 8:39:45 PM EEST
ilk cümle zaten herşeyi açıklıyor...
dönüşü olmayan bir yola girmek üzreyiz.. çok kısa bir zamanımız kaldı.. ya bu yola gireceğiz körükörüne.. ya da elimizden geleni yapıp bu ülke bizim diyeceğiz.. belki şimdi önemsiz gibi geliyor.. ama öyle değil işte... belki biz görmicez ama bizden sonraki nesiller?? sokakta gezerken bi bakıyosn radyasyoun bulutu heryer... önün arkan sağın soln her yanın radyasyon... her tarafın çöp... böyle bi dünyada yaşamak istemeyiz herlde?? önlemlerimizi alalım... |


Yazar)

