İskenderun Çevre
Koruma Derneği Başkanı Aylin Canpolat Ödemiş, dernek binasında
gerçekleştirdiği basın toplantısında Çernobil faciasının etkilerinin
henüz hafızalardan silinmediğine dikkat çekerek, Çernobil felaketinin
23. yılında AKP hükümetini dönüşü olmayan nükleer santral macerasına
girmemeleri konusunda bir kez daha uyarma ihtiyacı hissettiklerini
kaydetti.
Açıklamalarına
23 yıl önce 26 Nisan 1986 günü o dönemde Sovyetler Birliği, şimdi ise
Ukrayna sınırları içinde bulunan Çernobil Nükleer Santralı’nın
reaktörlerinden birinde iki patlama meydana geldiğine ve dev bir
radyoaktif bulut gökyüzüne yükseldiğine işaret ederek başlayan Ödemiş,
“Çernobil’den çıkan bulutlar önce kuzeye, İsveç’e gitti. Daha sonra da
bulut yükseldi ve dönüş Türkiye’nin üzerine çöktü. Ülkemizin yalnızca
Karadeniz bölgesi değil, tüm bölgeleri bundan etkilendi. Sağlık
Bakanlığı yıllar sonra yaptığı bir araştırmada Isparta ilinin temiz ve
Çernobil’den etkilenmemiş bir yer olduğunu söylüyor. Ve Isparta’daki
verileri Edirne ve Rize ile karşılaştırarak ‘aynı oranda kansere
rastlanıyor’ diyerek ülkemizin Çernobil’den etkilenmediğini savunuyor.
Oysa bu kıyaslamanın eşit olması, Karadeniz’in Çernobil’den
etkilenmediğini değil, ülkenin her tarafının aynı ölçüde etkilendiğini
göstermektedir. Devrin hükümetinin yasaklaması sonucu Türkiye’de
Çernobil araştırmaları yapılamadı. Ancak, bunu kanıtlayan çok sayıda
Çernobil raporu ve bulutların Türkiye’nin üzerine çöktüğüne dair uydu
fotoğrafları var. Yaklaşık 800 bin kişinin temizlik çalışmalarına
katıldığı sanılıyor. Sovyetler Birliği dağılmadan önce açıklanan tek
resmi bilgide 25 bin temizlikçinin kazadan kısa bir süre sonra öldüğü
söyleniyor. Diğerleri hakkında hala kesin bir bilgi yok. 7 milyon
kişinin kazadan etkilendiği, bunlardan 400 bininin başka bölgelerde
yaşamak üzere tahliye edildiği, en az 146 bin km2’lik bir alanın
radyoaktif kirlenmeye maruz kaldığı bildiriliyor. Bu alan, ülkemizin
altıda biri kadar bir alana denk düşüyor. Yine 52 bin km2’lik bir
alanda tarım yapılamıyor. Bu da ülkemiz yüzölçümünün yaklaşık yüzde
7’si kadardır. 1970 ve 2001 yılları arasında Beyaz Rusya’da tiroit
kanserindeki ortalama artış oranı ortalama 15 kat artmış durumdadır”
ifadesinde bulundu.
NÜKLEER SANTRAL ATIK SORUNU 70 YILDIR ÇÖZÜLEMEDİ
Açıklamasının
devamında ülkemizde nükleer santral yapmak isteyenlerin ve nükleer
lobinin aradan geçen 23 yıla karşın bazı gerçekleri hala halktan
saklamaya çalıştığının altını çizen İskenderun Çevre Koruma Derneği
Başkanı Aylin Canpolat Ödemiş, “Nükleer santral ihalesi için
hazırlanmış olan yasal düzenlemede, kamu yararı yerine uluslar arası
şirketlerin çıkarları gözetilip kollanmaktadır. Tercüme bir metinle
kamuoyunun, sivil toplum kuruluşlarının, mühendis odalarının ve
üniversite bilim çevrelerinin görüş ve önerilerini dikkate almaksızın
oldu bittiye getirerek TBMM’den geçirilen nükleer ve 1000 MW üstü
termik santrallerle ilgili yasal düzenleme toplumsal onurumuzu
zedeliyor. Satın alma garantisi ile kurulacak nükleer santral işletmeye
alındığında, doğal gaz ile elektrik enerjisi üretiminde yaşadığımız
olumsuzlukların benzerleri katlanarak tekrarlanacaktır. Bu ihale ile
kurulması öngörülen nükleer santralin elektrik gereksinimimizin
karşılanmasına herhangi bir katkısı olmayacaktır. Dünyada nükleer
santral atıklarının güvenli olarak depolanması sorunu 70 yıldır
çözülememiştir. Bu ihale ile Anadolu toprakları nükleer atık deposu,
bir anlamda nükleer çöplük yapılmaya çalışılmaktadır. Üstelik kurulacak
santralın nükleer atıklarını depolamanın bedeli TETAŞ (Türkiye Elektrik
Ticaret ve Taahhüt A.Ş.) aracılığı ile hazine garantisi verilerek
kamunun yani toplumumuzun sırtına yüklenmektedir. AKP hükümetini daha
fazla gecikmeksizin, dönüşü olmayan bu sürece girmemeleri konusunda bir
kez daha uyarıyoruz” dedi.