Bakan Aral: "Biraz radyasyon iyidir"

Radyasyonun etkileriyle ilgili yayınlara yasak getirilirken, halkı 'rahatlatma' kampanyası başlatıldı. Bakan Aral TV'ye çıkarak canlı yayında çay içti. Aral'ın akıllara kazınan bu görüntülerine "biraz radyasyon iyidir" sözleri eşlik etti.
 
Aral gazetelere verdiği demeçlerde de, ”dininize, imanınıza inandığınız gibi biliniz ki, Türkiye’de kesinlikle böyle bir tehlike mevcut değildir” diyordu.

Özal: "Radyoaktif çay daha lezzetli"
 
Dönemin Başbakanı Turgut Özal "radyoaktif çay daha lezzetlidir" diyerek basına poz verirken, Cumhurbaşkanı Kenan Evren "radyasyon kemiklere yararlıdır" diyordu.
 
GİZLİ 'CLARKE RAPORU'

13-22 haziran 1986 arasında Hamburg Üniversitesi ile ABD’deki Woods Hole Oceanography Enstitüsü’nden ikişer bilim adamı, Karadeniz’de inceleme yapmak için Dokuz Eylül Üniversitesi Deniz Bilimleri ve Teknolojisi Enstitüsü araştırma ekibine katıldı. Daha sonra 'Clarke Raporu' olarak anılacak araştırmanın sonuçları şöyleydi:
 
“Karadeniz’deki yeni sediman kapanının atıldığı alanda, sudaki Çernobil sezyum izotop düzeyleri bomba döküntüsü düzeyinden yaklaşık iki kat yüksektir. Suda, filtre edilebilen parçacıklarda ve planktonlarda (sudaki tek hücreli canlılar) doğrudan ölçülebilecek izotoplar, Sezyum-137, Sezyum-134, Rutenyum-103, Rutenyum-106, Seryum-141, Seryum-144, Baryum-140, Tantanum-140, Zirkonyum-95 ve  Niyobyum-95’tir" dedi.
 
Bu sonuçlar 'gizlidir" damgalı bir mektupla yetkililere iletildi.
 
Çaylarda ölçüm sekiz ay sonra yapıldı

16 aralık 1986’da Çaykur Genel Müdürlüğü, çay paketleme tesislerinde 1985 ve 1986 yıllarına ait çaylarda ölçüm yaptı. TAEK çayın 89.000 Bqkg’a kadar radyasyon içerdiğini itiraf etti.
 
30 aralık 1986'da TAEK 58 bin ton radyoaktif (12.500-89.000 Bq/kg) çayın gömülerek imha edilmesine karar verdi. Bu karar ancak 19 ocak 1988 tarihli Resmi Gazete’de yayımlandı ve yürürlüğe girdi. 
 
17 eylül 1986’da Sanayi ve Ticaret Bakanlığı, Doğu Karadeniz Bölgesi’nden gelen tüm fındıkların Fiskobirlik tarafından satın alınacağı ve bölgeden dışarıya çıkarılmayacağını bildirdi. Ancak fındık yasağı daha sonra kaldırıldı.

22 kasım 1986’da Almanya'ya gönderilen 320 bin mark değerindeki 40 ton iç fındık yüksek düzeyde radyasyon yüklü olduğu gerekçesiyle geri çevrildi.
 
Bu arada kazadan önemli ölçüde etkilenen Dinyeper ve Tuna nehirleri de Karadeniz'e akıyordu.

ODTÜ yine uyardı: "Çayları imha edin"
 
16 ocak 1987’de ODTÜ Kimya Bölümü’nden Dr. Olcay Birgül ve Dr. İnci Gökmen ve Biyoloji Bölümü’nden Dr. Aykut Kence, Fen ve Edebiyat Fakültesi Dekanı’na 'Çayda Radyoaktivite Ölçümleri' adlı bir rapor sundu.
 
Söz konusu rapor, vatandaşlar tarafından üniversiteye getirilen çaylarda yapılan ölçümleri içeriyordu. Zira zamanın Cumhurbaşkanı Kenan Evren’in çayının bile bu laboratuvarlarda ölçümleri yapılmıştı. Raporda şöyle deniliyordu:
 
“1985 tarihli bazı Çay Çiçeği paketleri yüksek radyoaktivite göstermiştir. Çaydan suya geçen Cs yüzdesi halka bildirilen yüzde 3’ten çok daha yüksek olup, yüzde 65’tir. Günde 5 bardak çay içen bir kişi yıllık 65-105 mrem’lik bir doz alacaktır. Yılda 105 mrem’lik bir doz almak ise ICRP 1990’da tavsiye edilen sınırın üzerindedir. Radyasyonun eşik dozu yoktur ve maruz kalınan radyasyonu en aza indirmek için her türlü önlem alınmalıdır."

Rapordaki önemli noktalar şöyleydi:

  • Hamile kadın ve çocuklar çay tüketimlerini azaltmaları için uyarılmalı
  • Çayın kaynar suyla yıkanması aktivitesini düşürmekte
  • Daha fazla radyoaktif çay piyasaya sürülmemeli, kirli çayın temiz çayla harmanlanmasına son verilmeli ve radyoaktif olanlar yok edilmeli
  • Piyasaya sürülen radyoaktif çaylar toplatılmalı
  • Çernobil radyasyonu çeşitli kaynaklardan alındı

    Raporu yazan bilim adamları, Radyasyon Güvenliği Komitesi’nin üniversitelere uyguladığı radyasyon ölçümleri ve açıklamaları yasağının kaldırılmasını istedi.
    Bilim adamları 1988’de Ankara Tabip Odası Halk Sağlığı Ödülü’ne layık görüldü.
     
    Rapora yanıt: "Adi ve pespaye bir gayeye vasıta kılmak gayretkeşliği"
     
    27 ocak 1987’de de Hürriyet gazetesi "Çayda Yeni Alarm, Başbakanlığın Yasakladığı ODTÜ Raporunu Yayınlıyoruz" başlığıyla çıktı. Bunun üzerine TAEK Başkanı Özemre, ODTÜ Rektörü Prof. Dr. Mehmet Gönlübol’a bir mektup yolladı: 

    “... Çernobil kazasından sonra Türkiye’de kişi başına 9 ayda alınan doz 22 milirem’dir. Bu da bir göğüs röntgeni çektirildiğinde alınan doz kadardır... Bilimsellik kisvesi altında, bilimi kamuoyunu tedirgin etmeye alet etmek gibi adi ve pespaye bir gayeye vasıta kılmak gayretkeşliği, hamile kadınlarda panik yaratabilecek ve pek çok bebeğin doğmadan katline vesile teşkil edebilecektir. Bu davranış, bu raporu kaleme almış sözde bilim adamlarına şeref vermediği gibi ODTÜ için de fevkalade büyük bir talihsizlik teşkil etmektedir... ODTÜ gibi ülkenin irfanına hizmet eden bir müessesenin manevi itibarını zedeleyen bu kabil suiniyet sahibi kişilerin ODTÜ bünyesinde barınabilmiş olmasını derin bir üzüntüyle karşılamakta olduğumuza inanmanızı saygılarımla istirham ederim.”
     
    Bir başka profesörden uyarı: "Çaylar yokedilsin"
     
    24 şubat 1987’de bu kez Karadeniz Üniversitesi Nükleer Fizik Bölümü Başkanı Prof. Dr. Adil Gedikoğlu, Bakan Aral'a çalışmasını sundu.
     
    Raporda Türkiye’deki tarım ürünlerinin bir çoğunun Çernobil kazasından sonra az çok radyoaktivite ile kirlenmiş olduğu, radyasyonun eşik dozu olmadığına göre Türkiye’de çaydan alınan radyasyonun günde 5 bardak çay içen biri için fazla olduğu, 1987 ürünü çayda radyoaktivite olmadığı, bu nedenle 1986 ürünü çayın toplatılıp yok edilmesi öneriliyordu. TAEK, ölçümlerin yanlış yapıldığını belirtti.

    31 martta Prof. Dr. Gedikoğlu bir kez daha Aral’a yazdı. Doz hesaplama yönteminin hatalı olduğunu, raporu düzelttiğini belirten Gedikoğlu bu kez, “bulunan doz paniğe yol açacak düzeyde değildir” diyordu.
     
    Gedikoğlu ayrıca, radyoaktiviteyle kirlenmiş çayın yok edilmesi gereğinden de söz etmiyordu. 

    Bakan'dan yıllar sonra gelen itiraf: "Gizledik"
     
    Bakan Aral, 1992'de özel bir söyleşi sırasında şöyle dedi: “Hükümet gerçekten de Çernobil’in Türkiye üzerindeki etkileri konusundaki gerçekleri ve rakamları gizlemiştir.”

  •