Çernobil’in işçiler kenti Pripiyat’ta, patlamadan kısa süre sonra alarm verildi. Pjotr Khmel itfaiye istasyonundaki kumandanından telefon geldiğinde evdeydi. Herşey telaşlı ve aceleydi. İtfaiyeci tam olarak ne bekleyeceğini bilmiyordu: "Bize tesisin havaya uçtuğunu söylediler, ama inanmadık. Eğitimimiz sırasında bize bunun mümkün olmadığını söylemişlerdi." Asker Vasily Tychomirov’a da bunun mümkün olmadığı söylenmişti: "Nükleer tesise bir uçak düşse bile." Felaket gecesi sırasında Tychomirov önce 3 numaralı bloğun yanından geçti: "Kül ve mucur yağıyordu". Ayrıca 4 numaralı reaktörün korkunç güzelliğini hatırlıyor: "Sadece 22 yaşındaydım, ama asla unutmayacağım. Çatı açık bir kitap gibiydi ve görkemli bir ışık vardı, güzel ve mavi bir yangın ".

İtfaiyeci Khmel çoktan söz konusu zarar görmüş çatının çatısında çalışmaya başlamıştı: "Çok alevli bir yangın değildi, mum gibi yanıyordu, ama ısı çok yüksekti. 3 numaralı bloğa sıçramaması için elimizden geleni yaptık". Kumandanı tarafından uzaklaştırılmadan önce, o gece iki ile beş arasında çalıştı. "Akut radyasyon sendromuyla tıbbî devriyeye gittim ve babam ve arkadaşlarımın da orada olduğunu gördüm. Sonra bayılmışım".

Anatoly Ivanchenko da görevdeydi, diğer blokların birinde çalışıyordu. Herşey olurken, bir şeylerin yanlış gittiği oldukça aşikârdı, ama bu durum onu telaşlandırmamıştı; daha önce bir nükleer kazaya tanık olmuştu: "1982’de, ancak bu Glasnost’tan çok önceydi. Finlandiya, Norveç ve İsviçre sorular yöneltti, ama Sovyetler Birliği dev bir fil gibiydi." Ivanchenko gülüyor: "Ve bu küçük ülkeler havlayan köpekler gibiydi! Ha! Fil onları göz ardı etti tabii ki." Çernobil gecesinde, Ivanchenko karısına evde kalmasını ve pencereleri kapalı tutmasını söylemek üzere eve telefon etti.

Ivanchenko neler olduğunun farkına ancak sabah varabildi. "Vardiyam sabah 8’de sona erdi ve eve gittim. O zaman reaktör bloğunun patladığını gördüm." Tesiste görevde olan arkadaş ya da akrabaları tarafından bilgi verilenler dışında, işçi kenti Pripiyat’ta kimse uyarılmadı. "Pusetli genç bir anne vardı ve ben ona doğru yürüyüp çabucak eve dönmesini söyledim. Anlamalısınız, o günlerde bunu yapmış olmak istihbaratçılarla başımı büyük bir derde sokabilirdi." O kadın bağırmaya başladı: "Siz tesis görevlilerine neler oluyor? Beni rahat bırakın!" Güven veren bir kadın sesinin yerleşimcilerin toparlanmak için üç gün süreleri olduğunu ve başka bir yere nakledileceklerini anons etmesi 36 saat sonra oldu. Sonra da model şehir tahliye edildi. Sadece üç gün için değil, sonsuza dek.

Çernobil’deki nükleer tesislerin çoğu, en sonuncusu 2000’de kapatılana kadar çalışmaya devam etti, ve Ivanchenko da başka bir iş bulana kadar orada çalışmaya devam etti: "Üç yıl, üç ay ve üç gün boyunca." İtfaiyeci Pjotr Khmel “ben güçlü bir adamım” diyor, insanlar benim bir gece kulübünde bodyguard ya da   fedai olduğumu sanıyorlar." Vücudunun maruz kaldığı şeyin gücünü fark etmesi ancak Moskova’daki 6 numaralı hastaneye götürülmesinden sonra olmuş.: "Ateşim yükseliyordu ve saçlarım dökülmeye başladı. Aynaya baktığım zaman ağlamama engel olamıyordum, çünkü bıyıklarım bile dökülüyordu." Hastanede üç ay kaldı. Karısı ve kardeşi ziyarete geliyorlardı; her seferinde sadece 15 dakikalığına ve sohbetin uygun bir biçimde cereyan ettiğinden emin olmak isteyen bir KGB ajanı eşliğinde. Moskova’ya testler için sınırlı sayıda tasfiye görevlisi getirilmişti. Kiev İtfaiye teşkilatında şoför olarak çalışan Khmel'in babası, felaket  gecesi Çernobil’de çalışmıştı. Çok daha yüksek dozda maruz kalmıştı, oğlu: "ama onu asla hastaneye götürmediler. Geçen yıl mide kanserinden öldü" diye belirtiyor.

Asker Vasily Tychomirov cesareti dolayısıyla Kızıl Yıldız’la ödüllendirilmişti. 2000 yılında tiroit kanseri tedavisi gördü.

Çernobil’de çalışmaya devam eden Anatoly Ivanchenko evinde, yatağında oturuyor ve hafif ağırlıklarla kollarını çalıştırıyor. Bacakları tromboz ve kanser yüzünden kesileli sadece bir hafta olmuş: "Ama sigara da içiyordum" diyor. Onun gibi, birçok tasfiye görevlisi nükleer enerjiye karşı değil. Sadece insan faktörünün ayıbı olduğunu söylüyorlar. “Veya,” diyor Ivanchenko: "aptal bir kafanın taktığı akıllı bir şapka."