Tatil sezonundan hemen önce hastanenin koridorları ve muayene odaları tıka basa dolu. Endokrinoloji Enstitüsü başkanı Cerrah Igor Komisarenko sabahtan beri ameliyat yapıyor. Hastalarının çoğu tiroit kanserli kadınlar. “Patlamadan dört sene sonra peş peşe gelen tiroit kanserli çocuklarla karşılaştık. Çernobil’e yaklaştıkça, tiroit kanseri olma riski artıyor.”

Rusya Federasyonu ve Beyaz Rusya’nın UNICEF temsilcisi Carel de Rooy, Dünya Sağlık Örgütü’nün daha pek çok yeni vaka beklediğini söylüyor. UNICEF ve diğer BM birimleri yıllardır tiroit bezlerinin iyotlu tuza doyması yoluyla radyoaktif iyoda karşı daha az hassas olmasını sağlayacak uluslararası tuz iyotlaması politikası için kampanyalar yapmaktadır. Şimdiye kadar Ukrayna, Beyaz Rusya ve Rusya yönetmeliklerini değiştirmeye razı olmadılar.

Doktor Komisarenko: "Çernobil felaketinden sonra iyot çok geç dağıtıldı, ama radyasyon vücudun bütün kısımlarını etkileyebilir. Pek tabii mideyi, solunum bölgesini ve jinekolojik organları da etkileyebilir." Ayrıca doktor ciddi böbrek hastalıklarında bir artış fark etmiş.

Pediatrist Valentina Smolnikova Beyaz Rusya’nın güneyinde Buda Kashelova’nın sonuçlarını görmüş. O bölgede 1979’dan beri çalışıyor ve nükleer faciadan sonra çarpıcı değişiklikler gözlemiş: "Bu olaydan önce, çocuklarda nadiren onkoloji sorunları yaşıyorduk. Şimdi ise çok sayıda beyin tümörü, göz, böbrek diğer organlarda kanser vakaları var." Felaketten sonraki ilk artışı kemik ve deri kanserinde fark etmiş: "Ayrıca stres, depresyon ve anormal davranışlarla sinir sistemi bozuklukları vardı." Bir kaç yıl sonra örnekler değişmiş ve Smolnikova artık tiroit kanserli ve lösemili hastalarla karşılaşmaya başlamış.

"Şimdi doğuştan kalp ve böbrek hastalıkları olan pek çok çocuk var." Smolnikova’ya göre, kendi alanında doğan çocukların sadece yüzde onu gerçekten sağlıklı doğuyor: "Çoğu çocukta kronik hastalıklar var ya da bağışıklıkları çok zayıf. Çok küçük çocuklar buraya 30 ilâ 50 defa geldiler. Hayatlarının her ayında burada bulundular. "Nastya Eremenko’ya (9) daha üç yaşındayken rahim kanseri tanısı konuldu. Daha sonra kanser ciğerlerine de yayıldı. Nastya pek çok kemoterapi seansı geçirdi.