- Anasayfa
- Çernobil Makaleleri
- Volkan Konak'ın Gözüyle Çernobil
Volkan Konak'ın Gözüyle Çernobil
- By Uğur Baltacı
- Yayınlanmış 14/04/2008
- Çernobil Makaleleri
- Oylanmamış
3- BAĞIMSIZ KİŞİ VE KURUMLARIN ÇALIŞMALARI
ODTÜ Kimya ve Biyoloji bölümünün, bakan Cahit ARAL’ a sunduğu rapor:
TAEK yetkilileri, kuru çaydaki aktivitamin deme geçme yüzdenin daha önceki iddiaların aksine %2 – 3, değil raporumuzda belirttiğimiz gibi %65 – 68 olduğunu kabul etmişlerdir. Dolayısıyla radyoaktivitenin “deme” geçme oranı % 60 kabul edilerek, çaydan alınan radyasyon 30 kat daha az gösterilmiştir. Bugün ABD’ de, yılda 25 milirem, Almanya’ da 30 milirem olan en yüksek toplum dozuna izin verilmektedir. TAEK’ in hesaplarının doğru olduğu kabul edilse bile, 10.000 bekerel/kg kuru çaydan (%2 – 3) günde 5 bardak çay içilirse 34 milirem, 10 bardak için 65 milirem, 20 bardak için ise yılda 132 milirem radyasyon alınmaktadır. Bu bile dünyaki, doz limitlerinin üstündedir. Bunun 30 kat daha az gösterildiğini düşünürsek olayın büyüklüğünü anlayabiliriz. Yani 10.000 bekerel olan çaydan; 20 bardak içen 900 mrem, 30.000 bekerel olan çaydan içen ise 600 mrem radyoaktif alacak demektir. (TAEK % 1.66 ile %3) iddia ediyor.
İkinci çalışmaları ise çaydaki radyasyon miktarları üzerinedir. 1986’ da 0 ile 89.000 bekerel/kg arası değişen ve ağırlıklı ortalaması 30.000 bekerel/kg, yaklaşık 145.000 ton siyah çay üretilmiştir. 1985’ den kalan 55 ton çay ile ortalama 30.000 bekerel/kg olan 87.000 ton kirli çay harmanlandı. Ve yaklaşık 142.000 ton çay halkımız tarafından tüketildi. 58.078 ton ortalama aktivitesi 25.000 bekerel üzerinde olan kirlenen çay ortadan kalkmıştı.
Yine dönemin Cumhurbaşkanı’ nın gönderdiği çay numunesinde bir bardak çayda 5 bekerel/kg aktivite alındığı Cumhurbaşkanına rapor edilmiştir. Yani günde on bardak çay içen 50 bekerel/kg, yılda 18.250 bekerel/kg radyasyon alıyor demektir.
Meclis araştırma komisyonunda, Ağustos 1986 sonunda Almanya’ ya gönderilen fındıktan 1970 bekerel/kg radyasyon çıktığını, Sanayi Bakanının ifadelerinden öğreniliyor. Keza, Hollanda, çayda 35.000 bekerel/kg olduğunu 29 Kasım’ da açıklıyor ve önlemler alınıyor.
Toprak ölçümü ise; Tekirdağ’ da (1986) 39 bekerel/kg Sürmene’ de 40 bekerel/kg, Pazar’ da 4.300 bekerel/kg 01.09.1990 tarihinde ise Fındıklı’ da 2.536 bekerel/kg, Arhavi’ de 1.472 bekerel/kg, Pazar’ da ise 704 bekerel/kg tesbit edildi.
30 Aralık 1986’ da TAEK tarafından 58.000 ton radyoaktif (12.500-89.000bekerel/kg) çayın gömülerek yok edilmesine karar verildi. Bu karar ancak 20 ay sonra 19 Ocak 1988 tarihli resmi gazetede yayınlanmasıyla yürürlüğe girecekti. Fakat çayın miktarı 44.773 tondu, Ağustos’ ta yeni bir karar da 58.000 tondan söz ediliyordu. Yıllar boyunca o kadar çay depolardan çalındı ki yetkililer çayı boyamak zorunda kaldılar ve radyasyonla kirlenmiş çayların bir bölümü ancak yedi yıl sonra gömülebildi.
Yine 5 Ocak 1987’ de ARAL’ ın Çaykur Rize genel müdürlüğüne yolladığı kişiye özel – gizli damgalı mektupta (004) TAEK’ in şart koştuğu ölçümler istenmektedir.
40 mikroröntgen / saat radyasyon içeren çaylar paketlenecek 40 – 80 mikroröntgen çaylar depoda saklanıp temiz çaylarla harmanlanacak. 80 mikroröntgen / saat’ den fazla radyasyonlu çaylar ise bir depoda kilitli tutulacaktır.
1994 yılında ODTÜ öğretim görevlisi Prof. Dr. İnci GÖKMEN’ in yaptığı toprak ölçümlerinde ise sezyum aktivitenin %85 oranında, toprağın 12 cm’ lik katmana indiği, yani radyoaktif kirliliğin toprağın ortalama 10 cm’ sine inmiş olduğu belirlenmişti.
Prof. Nesrin ALGAN ve öğrencilerinin çalışmaları ise Çernobil kazasından sonra çalışmalara katılan gönüllüleri temsil eden Çernobil Sendikası, kaza nedeniyle ölen insan sayısını 15.000, sakat insan sayısını 50.000 olarak açıklamaktadır. Resmi Sovyet açıklamalarına göre bu rakam 31 görevli kişiyle sınırlı. Ayrıca, Dünya Sağlık örgütünün önderliğinde yapılan bir çalışmaya göre kaza günü 4 yaşın altında olan çocukların %36’ sında tiroit kanseri saptanmıştır. Beyaz Rusya’ da yaşayan kadınların yaşam süresi ortalama 74 iken, 58’ e inmiş, sakat doğum oranında ise %20 artış kaydedilmiştir. 2000 yılında Birleşmiş Milletler Genel Sekreteri Kofi ANNAN’ nın açıklamasına göre kazanın etkileri ancak 2016 yılında anlaşılabilecektir.
Çocuklarda tiroit kanseri 1991’ de Beyaz Rusya’ da 60 kat, Ukrayna’ da ise 30 katlık keskin bir artış göstermiştir.
Kasım 1995’ de Cenevre’ de bir WHO konferansında ilk kez, tiroit kanseri uzmanları, bir çok vakadan Çernobil radyasyonunun sorumlu olduğunda görüş birliğine varmışlardır.
WHO’ da görevli bir radyasyon bilimci Keith Baverstock’ a göre uzun vadede cilt, meme, akciğer kanserinde artış olacaktır. Meme ve akciğer kanserindeki artış atom bombası patlamasından 20 yıl sonra ortaya çıkmıştı. Mide, bağırsak kanserlerindeki artış ise 30 yıl aldı.
9 Nisan 1986’ da Türkiye kanserle savaş vakfında görevli kemoterapist Dr. Mehmet ARAN, Türkiye’ de güvenilir kanser istatistikleri olmadığını belirtmiştir. Kanser, resmen bildirilmesi zorunlu hastalıklar kategorisine ancak 1985’ de alındı. 1985 öncesi dönemine ait kullanabileceğiniz rakam yoktur. İstatistikler söz konusu olduğunda ciddi araştırma yürütebilecek ne maddi kaynak, ne de uzmanlık vardır. Bilgisayar kullanımına 1993’ de geçildi. 1992 verileri ilk olarak bilgisayarda değerlendirilmiştir. Daha önceki çeteleme yöntemi terk edildi.
Dr. ARAN, Çernobil kazasından sonra “Türkiye’ de kanser hastalıklarında hiç artış olmadığını söyleyenlere inanamazsınız. Artış olduğunu söyleyenlere de.” diyerek görüş belirtmiştir.
13 – 22 Haziran 1986 tarihinde Hamburg üniversitesinden ve ABD’ deki Woodshole Oceanograpy Enstitüsü’ nden iki bilim insanı, Sinop kenti yakınlarında Karadeniz’ de araştırma yapmak üzere Dokuz Eylül üniversitesi Deniz Bilimleri ve
Teknolojisi Enstitüsü araştırma ekibine katıldı. 23 – 28 Haziran 1986 tarihinde ise bu araştırmayı yapan bilim insanları İzmir’ de bir atölye çalışmasına katıldı. 24 Haziran 1986’ da sonuçlar şöyle açıklanmıştır; Karadeniz’ deki yeni Sediman kapanının atıldığı alanda, sudaki Çernobil sezyum izotop düzeyleri bomba döküntüsü düzeyinden yaklaşık iki kat yüksektir.
(Yazan Ken O. Busseler)
Karadeniz’ de çalışma yapan Woods Hole Oceanopraphic’ den Batı Alman ve Türk Bilim adamları yaptıkları çalışmada ise (cilt 30. sayı 3 Sonbahar 1987 tarihli OCEANUS dergisi S. 23 – 28) Tuna ve Dinyeper nehirleri tarafından Karadeniz’ e Çernobil’ in radyonüklitlerin taşındığı belirtilmiştir. Bu nehirlerin su havzaları, Doğu Avrupa ve kaza alanındaki yüksek serpinti bölgelerinin çoğunu içermektedir. Karadeniz’ de boğazın ağzına yakın yüzeysulardaki sezyum 137’ nin metreküp başına 15’ ten 340 bekerel’ e yükseldiğini bulduk.
Ayrıca NS3 kaplarında ölçülen toplam spesifik aktivite, 1 kg partikül madde başına 670.000 bekerel/kg’ dır. Yani normalde deniz suyundan 1.000.000 kat daha yüksek ve insan besinleri için 600 bekerel/kg’ dan da 1.000 kat yüksektir. Mayıs ve Haziran 1986’ daki hızlı plankton artışı sırasında olağanüstü yüksek aktivitelere maruz kalmıştır.
Almanya’ daki Türk bilim insanı Dr. Yüksel ATAKAN (Fizik Mühendisi) 1990 yılında bir çalışma yayınladı.
17 Aralık 1986 Çay çiçeği 29.530 bekerel/kg
Altınbaş 10.500 bekerel/kg
Rize çayı 8.350 bekerel/kg
Çay çiçeği 28.970 bekerel/kg
Türkiye’ de satın alınmış çaylardı. Haziran 1987’ de yapılan ölçümler 6.000 – 30.000 bekerel/kg kadar sezyum tesbiti var.
ODTÜ’ nün ölçümleri Çay çiçeği 9.600 - 36.800 bekerel/kg
Rize (yeşil paket) 18.000 - 33.400 bekerel/kg
Lipton 14.700 - 28.800 bekerel/kg
Diğerleri 11.800 - 38.700 bekerel/kg



