Sonuç olarak 12 Eylül darbesinden çıkalı 3 yıl olmuş hala daha toplumsal kırıklığın ve travmaların yaşandığı basının olmadığı sadece tek bir siyah beyaz televizyon kanalının olduğu dönemde sivil kuruluşların ve sivil toplum örgütlerinin olmadığı, teknik ve teknolojik imkansızlıkların olduğu bir dönemde dünyanın ve insanlık tarihinin en büyük faciası tesbit edilemedi ve gerekli önlemler alınamadı. En büyük talihsizlik yetkili ve sorumlu kişilerin halkıyla alay edercesine bu olayı örtbas etme uğraşlarıdır. Teknik olarak hiçbir modern cihaza sahip olmayan, lokal ölçüm aletleri hiç olmayan böyle bir faciaya, dünya bile hazırlıksız yakalanmışken, TAEK kurumu hala başarıdan ve ölçümlerden ve de inandırıcılıktan bahsetmektedir. Bakan ve bu düzeydeki yetkililer ise biraz radyasyon iyidir, radyasyon cinselliğe iyi gelir gibi söylemlerle insanlarla alay etmekte idiler.

 

Elde kalan radyasyonlu ürünleri aganigi reklamlarıyla halka satma peşindelerdi. Ayrıca geri kalanını ise askerlere ve okullara ücretsiz dağıtarak çözüm üretme peşindelerdi. 

 

Dolayısıyla o dönemin şartları gereği özellikle Doğu Karadeniz’ deki radyasyon ve buna bağlı etkileşimler tamamen bir muamma şeklindedir. Etkilenme olmuştur. Ama neye ve ne kadara sebep olmuştur ? sorusunu sormak imkansız gibi bir şeydir. Bu zamandan sonra bölgede tarama ve erken tanı ve tedavi merkezleri hatta hastaneleri kurup iyi gözlemler ve arşiv çalışmalarıyla bundan sonrası için bir veri oluşturabilinir. Önceki yıllar içinse hiçbir tez çalışmasına dayanmayan uydurma ve dikte ettirilmiş raporlarla daha fazla insanlarla alay edilmemelidir. Bölgede kanser artışı vardır. Bunun nedenleri için çok kapsamlı ve bilimsel verilere dayanan tezler geliştirilmeli ve biraz daha özür niyetine insanların tıbben yaraları sarılmalıdır. Aksi takdirde daha önceki sorumluların tarih önündeki yüzlerinin kızarıklığı, şu anki yetkili ve sorumlu olanlarınkini de kızartacak, tarih ve büyük insanlık yüzlerine bakmayıp, sırtını dönecektir. Dolayısıyla tarihin çektiği fotoğrafta sorumlu insanların gözleri kapalı çıkacaktır.

 

 

 

NOT:

 

·                    Bu araştırma ne popülizm ne de siyasi bir içerikli bir çalışma değildir.

 

·                    Bilim adamları arasında koordinasyon yok. Fizikçiler, Radyasyon uzmanlarıyla, Kimyacıların, Atom enerjisi kurumu ile diyalogları yok veya kavgalı. Birinin ak dediğine diğeri kara diyor.

 

·                    5.000 sayfalık bir çalışma yapıldı ve bilgi edinildi. İnsanlar çernobili bahane ederek iyice kaderci olmuşlardır. Çernobille hiç ilgisi olmayan erken teşhisle kurtulacak hastalık vakaları bu yüzden gözden kaçırılıyor. Çernobilin etkisi varsa da; daha çok tıbba, bilime, bilim ve tıp insanlarına inanıp önceden tedbirini almayız.

 

Bu çalışmada daha önce hiçbir çalışmada olmayan fizik, radyasyon, kimya ve biyoloji alanında çalışmalar yapılarak bulguların ne anlama geldiği ve kıyaslama yapma imkanları sağlandı. Ve çeşitli bilim dallarında bilgi koordinasyonu sağlandı. 

 


KAYNAKLAR

 

TAEK, TBMM Araştırma komisyonu raporu, ODTÜ Kimya ve biyoloji Bölümü çalışmaları, Türk Tabipler Birliği, Hamburg Üniversitesi, ABD Woods Hole Oceenegraphy Enstitüsü, Dokuz Eylül Üniversitesi, Deniz Bilimleri, İstanbul Üniversitesi, Nükleer Tıp Anabilim Dalı, Siyasal Bilgiler Öğrenci Komitesi, Türkiye Kanserle Savaş Dairesi, Ayrıca TAEK’ ten Prof. Sayhan TOPÇUOĞLU, ODTÜ Prof. İnci GÖKMEN, Siyasal Bilgiler Fakültesinden Prof. Nesrin ALGAN, Maçka Belediye Başkanı Ertuğrul GENÇ.

 

NOT:

Ankara - İstanbul çalışmalarının koordinasyonunu sağlayan

Gizem TOPRAK

 

Yurtdışında yayınlanan çalışmaları Türkçe’ ye çeviren

Kadir KARA’ ya ve yukarıda yazılan tüm kurum ve değerli bilim adamlarına,

 

Teşekkürlerimi ve saygılarımı sunarım,

 

Volkan KONAK