Çernobil yasak bölgesinden ilginç haber!

30 yıl önce yaşanan Çernobil nükleer faciasından sonra, yasak bölgede ilginç gelişmeler yaşanıyor!

Yaklaşık olarak 30 yıl önce, 1986 Nisan’ında, Ukrayna’daki Çernobil nükleer santrali patlaması ile Dünya, tarihindeki en büyük nükleer kaza ile karşı karşıya kalmıştı. Bu patlamanın sonucunda yaklaşık olarak 100.000 kilometre karelik bir alan insanlar için tehlikeli olarak işaretlenmiş ve kullanım dışı kalmıştı.

Her yönde 30 kilometre boyunca ilerleyen bu alanın, 20.000 yıl boyunca insan hayatı için uygun olmayacağı tahmin edilmekteydi.

Her ne kadar bu tahminler bazı insanların evlerine dönmelerini engellemiş olmasa da, hayvanların bu konuda daha da istekli oldukları söylenebilir. Current Biology’de geçtiğimiz hafta yayınlanan bir makaleye göre, Çernobil’deki hayvan popülasyonu, bölgeye dönerek hayatlarına var güçleriyle devam etmekte. Ancak, yazarların da belirttiği üzere bu durum radyasyonun tehlikesiz olduğu anlamına gelmiyor: ”Çernobil’deki vahşi hayat sayılarının, kazanın öncesinden daha fazla olmaması oldukça olası” cümlesini kuran University of Portsmouth’dan ortak yazar Jim Smith sözlerine devam ediyor: “Bunun anlamı radyasyonun vahşi hayat için iyi olduğu değil, sadece insan yerleşimlerinin, avcılık, çiftçilik ve ormancılık dahil, çok daha kötü (bir etki) olduğu.

Onlar için de tehlikeli ama…

 

 

Radyasyon yayılma şansı bulamadan, çoğu evcil hayvan insanlarla beraber bölgeden taşınmışlardı. Ancak bütün çabalara rağmen bazıları geride bırakılmak zorundaydı. 1991 International Chernobyl Project Technical Report’a göre, atlar ve inekler radyasyon kaynaklı tiroit sorunlarından dolayı ölürken, diğerlerinin büyümeleri durmuştu. Kazanın sonrasında etkilenen bölgelerdeki hayvanlarda doğum sorunları da gerçekleşmekteydi ve Avrupa’daki koyunlar, büyük ihtimal ile radyoaktif mineralleri emmiş olan mantarları yediklerinden dolayı etkilenmişlerdi.

Yasak bölge içerisindeki vahşi hayvan popülasyonu ise oldukça büyümüş durumda. Ekip, yasak bölgenin Beyaz Rusya bölümünü uzun bir süredir incelemekteydi. 1987 ve 1996 yılları arasındaki kış aylarında bölgenin üzerinde uçan helikopterler, hayvanları sayıyordu. 2008 ve 2010 arasında ise ekip karadan veri toplamaktaydı ve kar üzerindeki izleri takip ederek bölgedeki memeli aktivitelerini kaydetmekteydi.

Daha sonra da bu veriler, Beyaz Rusya’daki diğer “saf” doğal koruma alanları ile karşılaştırıldı. Ekibin bulduğuna göre sığın, kızıl geyik, karaca geyik sayıları diğer doğal alanlar ile aynıydı. Dahası, sığın ve karaca geyik sayıları 1987′den beridüzenli bir şekilde artmaktaydı ve karaca geyik sayısı 1987 ile 1996 yılları arasında on katına çıkmıştı.

Bölgedeki kurt sayısı ise, devasa bir derecede artmış durumda. Yasak bölge içerisindeki kurt nüfusu diğer doğal koruma alanlarının yedi katına çıkmış durumda ve bunun arkasındaki sebebin en azından bir kısmının, insan avcıların bulunmaması olarak düşünülmekte.

Sayılarının artmasının yanı sıra…

 

 

Ancak hayvan nüfusunun artması, sadece sayılar açısından ilgi çekici değil. Bölgedeki hayvan nüfusu, radyasyona uzun bir süre boyunca maruz kalmanın etkilerinin incelenmesi için de kullanılabilir. Böyle bir çalışma, özellikle bu boyutlarda bir çalışma, laboratuvar ortamlarında yapılamıyor. Örneğin, geçtiğimiz yıl yasak bölge içerisindeki 152 kuş üzerinde yapılan bir çalışma, hayvanların radyasyon seviyelerine adapte olduklarını göstermekte.

Bir diğer değerli veri de, yaban domuzlarının diğer hayvanlara göre daha fazla radyasyona maruz kaldıkları. Bunun en büyük sebebi, domuzların en sevdiği yiyeceklerden biri olan mantarların, hızlı bir şekilde radyoaktif izotopları emiyor olmaları. Bu durum, radyoaktivite seviyelerinin domuz etini insan kullanımı için uygun olmayan bir hale getirdiği Almanya’da uzun bir süredir devam eden bir problemdi.

Artan kurt nüfusu da zengin bir ekosistemin göstergesi oluyor. Eğer avcı nüfusu sağlıklıysa, av nüfusu da sağlıklıdır. Bu yüzden de kurtlar, yasak bölge içerisindeki ekosistemin sağlık durumu için güzel bir gösterge oluşturmakta.

Makalenin özetinde de belirtildiği üzere “bu sonuçlar, tekil hayvanlar üzerindeki potansiyel radyasyon etkilerine bakılmaksızın, Çernobil yasak bölgesinin yaklaşık otuz yıl boyunca kronik radyasyona maruz kalmanın ardından geniş bir memeli topluluğunu destekleyebildiğini gösteriyor.

Tabii ki Çernobil’deki hayvanların incelenmesi sürmekte. Bu araştırmaya yardımcı olan TREE kurulu, bölge içerisinde bazı noktalara kamera yerleştirerek bölgedeki çeşitli hayvanların fotoğrafların çekmekte ve Ukrayna Çernobil yasak bölgesindeki ilk boz ayının görülmesi de bu sayede gerçekleşmiş. Önümüzdeki yıl, seçilmiş hayvanlara takip tasmaları takılması ile davranış desenlerinin incelenmesi planlanıyor…

oz ayının görülmesi de bu sayede gerçekleşmiş. Önümüzdeki yıl, seçilmiş hayvanlara takip tasmaları takılması ile davranış desenlerinin incelenmesi planlanıyor…