msgbartop
Çernobil patlamasıyla ilgili resimler, yazılar, videolar.
msgbarbottom

Fukişima’da nihayet soğutma tamamlandı Fri, 16 Dec 2011

Japonya’dan aylardır beklenen haber geldi. 11 Mart’taki depremde zarar gören Fukuşima nükleer santralinde soğutma çalışmasının başarıyla tamamlandığı açıklandı. Bu da reaktörlerin tamamının içerisinde sıcaklığın 100 santigrad derecenin altına düşürülebildiği anlamına geliyor. Ayrıca nükleer sızıntının da artık önemli boyutta olmadığı bildirildi. Fakat uzmanlara göre bölgenin tamamen normale dönmesi 40 yılı bulabilecek.

Japonya Başbakanı Yoşihiko Noda yaptığı açıklamada Fukuşima santralinin 3 reaktöründeki sızıntının Çernobil’den sonraki en büyük nükleer felaket olduğuna dikkat çekmişti. Noda reaktörlerdeki sızıntının depremden 9 ay sonra kontrol altına alınmasını da bir dönüm noktası olarak değerlendirdi.

Deprem ve tsunami sonrası nükleer tehdit sebebiyle yaklaşık 100 bin kişi bölgeyi terk etmek zorunda kalmıştı.

Copyright © 2011 euronews

Alibeyoğlu, Metsamor’la ilgili çarpıcı açıklamalarda bulundu Wed, 9 Nov 2011

Van depremiyle yeniden gündeme gelen, Ermenistan’daki Metsamor Nükleer Santrali ile ilgili Kars eski Belediye Başkanı Naif Alibeyoğlu çarpıcı açıklamalarda bulundu

 

Tacettin DURMUŞ / KARS (SİYASAL BİRİKİM)

 

Van depremi ile birlikte Ermenistan’daki Metsamor nükleer santrali yeniden gündeme oturdu. Bunun üzerine konuyla ilgili önemli açıklamalarda bulunan Kars eski Belediye Başkanı Naif Alibeyoğlu, “Bilindiği gibi Metsamor ve Spitak nükleer santralleri, Gümrü’de meydana gelen Aralık 1989’daki depremden hemen sonra yerel karşı çıkışlar nedeniyle kapatılmıştı. Fakat enerji kaynaklarının yetersizliği ve ekonomik nedenlerle, bağımsız bir ülke olan Ermenistan Hükümeti, fikrini değiştirip Uluslararası kamuoyuna santralin iyileştirilmesi taahhüdünde bulunarak, 1992 yılında Metsamor nükleer santralinin ikinci ünitesini tekrar açma yetkisini verdi.” dedi.

 

1993 yılında Ermenistan’ın Uluslararası Atom Enerjisi Ajansına (IAEA) üye olduğunu ve Viyana Anlaşması’nı kabul ettiğini de belirten Alibeyoğlu, “Bu anlaşmaya göre nükleer bir kazadan doğacak zararın sorumluluğu Ermenistan Enerji ve Petrol Bakanlığı içerisinde santralin çalışmasından sorumlu Armatomenergo bölümüne verildi. Ermenistan aynı zamanda 1988’deki nükleer kazadan sınır komşularına verilecek zararın karşılanması ve sivil yasa sorumluluğu üzerine birleşik protokol anlaşmasını da imzaladı. Ermenistan hükümetinin isteği üzerine Temmuz 1994’te (IAEA)’dan uzman bir ekip santrali ziyaret etti. Teknik, sismik, personel, santral güvenliği ve çevre ile ilgili konuları inceledikten sonra, ekip 400 MW’lik elektrik üreten Metsamor Santrali’nin 2. ünitesinin batı standartlarını sağlamadığını ve acil durumda reaktör çekirdeğini soğutacak sistemin yetersizliği, kontrol sisteminin ve enstrümanların güvenirsizliği, yangın koruma sisteminin yetersizliği ve santrali kapatan binanın eksikliği gibi bir çok konuda dizayn eksikliklerinin olduğunu rapor etti.” diye konuştu.

 

ÇERNOBİL’DEN DAHA TEHLİKELİ VE FAY HATTI ÜZERİNDE

 

Metsamor’un Çernobil’den daha tehlikeli olduğunu ve fay hattı üzerinde bulunduğunu da ifade eden Alibeyoğlu, “Bu rapor Metsamor- Ermenistan, Kozlouy-Bulgaristan ve Kola-Rusya’da bulunan VVER-270 tipi santrallerin dünyadaki en kötü nükleer santraller arasında olduğunu belirten daha önceki raporlarada paraleldi. Metsamor nükleer santrali 1974 yılında alabildiğine geri bir teknoloji ile yapılmış olup, Çernobil’den daha tehlikeli bir santraldir. Ağrı Dağı ile Ermenistan’daki Alagöz Dağı arasında kalan Iğdır Ovası ve Erivan Ovasının bulunduğu Sürmeli çukurunda Erivan ve Iğdır’a ortalama kuş uçumu 20 km uzaklıkta, Kuzey Anadolu fay hattı üzerinde kurulmuş bir nükleer santraldir. Bu santrallerin hepsi 1991 yılında IAEA OSART (Operational Safety Assessment Review Team-çalışma güvenliğinin sağlanmasını gözleme takımı) tarafından ve 1993 yılında Amerikan Enerji Bakanlığı (DOE) tarafından yapılan ve dünyadaki en tehlikeli reaktör adı verilen çalışması sonunda bu reaktörler yasaklandı ve hemen kapatılmaları istendi. AB Bulgaristan’a birliğe geçişin ön şartı olarak Kozlouy’un kapatılmasını istemişti, öylede oldu. Metsamor yakın olmadığı için Avrupa aynı duyarlılığı göstermedi. Biz o dönem dünyada konunun uzmanı “birkaç bilim insanı”ndan biri olarak kabul edilen Prof. Dr. Hayrettin Kılıç’ı Amerika’dan davet ettik. Prof. Dr. Hayrettin Kılıç, Kafkas Üniversitesi’nde sorunun “vahametine” ilişkin bir tebliğ sundu ve buna ilişkin kamuoyu oluşturduk. Ülkemizde de çeşitli kurum ve Üniversiteler de Metsamor’u ve tehlikesini anlatan konferans ve paneller düzenlendi. Tebliğden sonra hazırladığımız altı sayfalık İngilizce bir başvuru metniyle beraber, bizzat merkezi Viyana’da bulunan Uluslararası Atom Enerjisi Ajansına gittik. Sayın Al Baradey o gün için İran’a gitmişti. Birinci yardımcısıyla görüştük. Santralin tehlikesini ve vahametini kendisine ilettik. Ajans 12 kişilik bir heyeti Ermenistan’a gönderdi. Ermenistan 2016 yılında santralin kapatılmasını taahhüt etmişti.” şeklinde konuştu.

 

SANTRALİN KAPATILMASI İÇİN, KARS’TA 50 BİN İMZA TOPLADIK

 

Alibeyoğlu ayrıca, “Metsamor’un kapatılmasına ilişkin Kars’ta topladığımız 50 bin imzalı talebimizi Cumhurbaşkanlığına, Başbakanlığa, Avrupa Birliği ve Avrupa İnsan Hakları Mahkemesine ilettik.” dedi.

 

BM VE AB’DE SANTRALİN TEHLİKESİNİ VE KARABAĞ SORUNUNU DİLE GETİRDİK

 

Alibeyoğlu daha sonra şunları söyledi:

“Ve yine 2004 1 Mayıs’ında bir grup belediye başkanı arkadaşımızla, New York’ta benim, Hiroşima ve Nagazaki Belediye Başkanlarının öncülüğünde birçok ülke belediye başkanında katıldığı, Nükleer savaşları protesto eden, çağdışı santrallerin tehlikesine vurgu yapan, yaklaşık 50 bin kişilik bir yürüyüş düzenledik. New York’ta Birleşmiş Milletler binasında düzenlenen bir panelde Metsamor Nükleer santralinin tehlikesini ve Karabağ sorununu dile getirdim. Ayrıca Brüksel’de Avrupa Birliği binasında düzenlenen bir başka panelde de, aynı sorunlardan bahsettim. Tabi bu arada bizim Atom Enerjisi Enstitüsü de bölgede oluşan kamuoyu tepkisiyle bazı araştırmalar ve çeşitli yerlere gözlem istasyonları kurdu. Ancak görünen odur ki, gerek AB nezdinde, gerekse ülkemizde Kars, Ardahan, Iğdır, Erzurum, Ağrı ve Van gözden çıkarılmış, yıllardır konuya müdahil olunmamış, Metsamor’un tehlikesine ve kapatılmasına ilişkin gerekli girişimlerde bulunulmamıştır.

 

ACİL EYLEM PLANI HAZIRLANMALI

 

Ermenistan ve Türkiye Hükümetlerinden ikinci Metsamor ünitesi kapatılana kadar, her iki tarafın acil eylem planı hazırlayarak, beraberce boşaltılma planlarının yapılıp bir an önce yerel yetkililere dağıtılmasını ve büyük bir kaza durumunda sınırların, yerel halkın boşaltılması için açılması sağlanabilmelidir. Ek olarak, kolayca ulaşılabilir sağlık sığınaklarının ve radyasyona maruz kalma güzergâhında acil planlama bölgesi, acil durum çalışanları ve halk için koruyucu iyot kullanımı planlanmasının yapılması gibi koruyucu önlemler için ortaklaşa eyleme geçilmelidir.

 

Deprem gibi doğal afetlerin, boşaltmayı zorlaştıracağı göz önüne alınarak ve iyota karşı koruyucu olarak yeteri miktarda KI stokları ve kullanımı kılavuzlarının yerel hastane, belediye, okul ve itfaiyelere dağıtılması gerekmektedir.

 

Çernobil ve Japonya’daki son felaket, trajik fakat önemli bir dönüm noktasıydı. Bizi daha önce görülmemiş miktarda enerji ve kaynakları etkilenen insanlara, bu tip acıların bir daha hiç yaşanmamasını sağlama konularına odaklanmamızı sağlamıştır ve nükleer kazanın Ukrayna, Belarus, Rusya ve Japonya’da hayat, sağlık ve çevre üzerinde yıkıcı bir etkisi olmuş, radyasyonun etkileri diğer dünya ülkelerinde korku ve kaygılara neden olmuştur.

 

Son olarak ülkeleri ve politik farklılıkları gözetmeden, Metsamor nükleer santrali civarında yıllarca radyasyon korkusuyla yaşamakta olan halk adına, Metsamor Nükleer Santrali’nin ruhsatının uzatılmasındaki tehlikeli, pahalı ve sorumsuz sürece müdahale edilmesini ümit ve dua ediyorum.

 

Bu Santralin kapatılmasıyla insani değerler çerçevesinde Ermenistan’a enerji satılması, Nükleer tehlikenin ortadan kalkması, doğal çevrenin korunması, beraberinde Karabağ ve benzeri sorunların çözülmesi, bölge barışı ve halklar arasında yakınlaşma sürecini de hızlandıracaktır."

Ermenistan’ın nükleer santralı kapattırılacak Sun, 30 Oct 2011

Bakan Yıldız, “Ermenistan’ın yaşını doldurmuş Metsamor nükleer santralarının kapatılması için başvuruda bulunacağız. Bizde kurulacak nükleer santrallar ülkenin en güvenilir yapısı olacak” dedi

 

MİTHAT YURDAKUL Ankara

Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Taner Yıldız, Ermenistan’ın Metsamor nükleer santralının kapatılması talebiyle Uluslararası Atom Enerjisi Kurumu’na başvuruda bulunacağını bildirdi. Yıldız, “Uluslararası Atom Enerjisi Kurumu bu konularda yetkilidir. Onun nezdinde, süresini dolduran her santralın kapatılması için girişimde bulunacağız” dedi.
Önceki gün Hürriyet Daily News’ın 50. kuruluş yıldönümü resepsiyonunda gazetecilerin sorularını yanıtlayan Yıldız, Van’da yaşanan depremden sonra hemen Ermenistan’ın Türkiye sınırına yakın nükleer güç santralıyla ilgili yetkililerden bilgi istediğini belirtti. Yıldız, söz konusu bölgeden anlık veri alınmasını sağlayan bir sistemin bulunduğunu ancak değerlerde bir yükselmenin görülmediğini anlattı. Ermenistan’daki nükleer güç santralının yaşını doldurduğunu ifade eden Yıldız, yaşını doldurmuş santralların kapatılması için girişimde bulunacaklarını söyledi. Yıldız, şunları kaydetti:



Yaşını doldurdu
“Yaşını doldurmuş her santrale, hele hele yanı başımızdakilere karşıyız. Dünyada 40 yaşını doldurmuş 26 adet nükleer güç santralı bulunuyor. Bunların kapatılması gerekiyor. Bu santralları kapatmayı nükleerden vazgeçmek olarak lanse ediyorlar, bu çok yanlış bir şey. Bir şeyin arkasına sığınarak, zaten süresi gelmiş santralı kapatarak nükleerden vazgeçtiğiniz mesajını veremezsiniz, kapatmak doğru bir şey, ‘vazgeçtik’ mesajını vermek yanlıştır. Uluslararası Atom Enerjisi Kurumu bu konularda yetkilidir. Onun nezdinde süresini dolduran her santralın kapatılması için girişimde bulunacağız.”
Türkiye’de yapılacak nükleer santralların olası depremler karşısındaki durumunun sorulması üzerine Yıldız, şunları söyledi:

Faya uzaklığı 110 km
“Nükleer güç santralları Türkiye’nin en güvenilir yapısı olacak. Çünkü, bu işin fonksiyonu, riski itibariyle her türlü önlemini alıyorsunuz. 11 başlıkta 88 argümanı tekrar tekrar elden geçireceğiz. O süreç başladı. Düşünün, arabayla bir uçağın güvenlik sistemlerini karşılaştırın, risk arttıkça güvenlik sistemleri de artar. O yüzden nükleer güç santralları tartışmasız en güvenli yapımız olacak. Depremden dolayı nükleer güç santralı riski yaşanmayacak. Gidip oraya 20 küsur milyar dolar para yatıracaksınız, o enerji noktası sistemin önemli bir parçası olacak, buna rağmen riski kabul edeceksiniz, deli olmak lazım. Biz de müsaade etmeyiz buna. O yüzden kaygı ve endişeye mahal yok. Nükleer güç santralı hiç tereddütsüz söyleyeyim bu ülkenin en sağlam yapısı olacak.”
Yıldız, nükleer santralların yapılacağı bölgelerin en yakın fay hattına 110 km uzakta bulunduğunu kaydetti.

Fukuşima'da tahminler verilerle yanlışlandı Sun, 30 Oct 2011

Fukuşima nükleer felaketinde atmosfere yayılan radyasyon miktarının Japon hükümetinin tahminlerinin iki katı olduğu ve Çernobil felaketi sırasında yayılan radyasyonun yüzde 42'sine ulaştığını Norveçli araştırmacılar ortaya çıkarttı.

Bir ön rapor, Fukuşima nükleer felaketinde atmosfere salınan radyasyonun tahminlerin iki katı olduğu ve bu toplamın Çernobil'den salınan radyasyon miktarının yüzde 40'ına ulaştığını ortaya koydu.

Veriler tüm dünya üzerinde kurulmuş olan alıcı şebekesinin ölçümleri ile oluşturuldu. Çalışmanın yazarı Norveç Hava Araştırmaları Enstitüsü'nden Andreas Stohl, Japon hükümetinin tahmininin sadece Japonya'dan elde edilen verilerle yapıldığını ve dolayısıyla denize karışan radyasyonu hesaba katmamış olabileceğini belirtti.

Atmosfere salınan radyasyonun önemli bir kısmını oluşturan sezyum-137 çevrede onyıllarca bozulmadan kaldığı ve kansere yol açan radyasyon olduğu için oldukça tehlikeli.

Geçtiğimiz yaz, Japon hükümeti 11 Mart'ta başlayan Fukuşima nükleer felaketinde atmosfere 15 bin terabekerel sezyum salındığı hesabını yapmıştı. Ancak Stohl ve ekibinin yaptığı tahmin, 20 Nisan'dan itibaren 36 bin terabekerel sezyum salındığı yönünde. Bu da Çernobil'den salınan miktarın yüzde 42'sine denk geliyor.

Raporda bu salınımın beşte birinin Japonya'ya düştüğü beliritlirken, kalan miktarın çoğunun Pasifik Okyanusu'na düştüğü belirtiyor.

Japonya'da birçok küçük çocuk ebeveyni çocuklarında radyasyon lekeleri keşfediyorlar ancak hükümet yetkilileri bunların bir sağlık problemi teşkil etmediğini belirtiyor.

Böyle bir araştırmanın Pasifik'in diğer tarafındaki ABD'de yapılmaması, yapılmışsa da yayımlanmaması da dikkat çekti.

Fukuşima'nin ıslahı en az 30 sene sürecek
Japonya eski başbakanı Fukuşima Daiçi Nükleer Santrali etrafındaki bölgede onyıllarca yaşam olmayacağını ifade etmişti.

Japon Enerji Komisyonu da yeni bir raporda santralin ıslahı için 30 senelik bir yol haritası çıkarttı. Rapor 2041 itibariyle ıslahın tamamlanacağını öngörürken, kaydadeğer gecikmelerin de olabileceğini zira raktörlere ve yakıt çubuklarının hasarına dair tüm detayları içeren kapsamlı hasar raporlarına ulaşmadıklarını belirtiyor.

(soL - Dış Haberler)

Türkiye'nin nükleer girişimini "gülünç" olarak niteledi Sun, 30 Oct 2011

Çernobil konusunda uzmanlığı ile tanınan Rus bilim adamı Dr. Alexey Yablokov, Türkiye'nin nükleer reaktör inşa edecek olmasının "gülünç" olduğunu belirtti.

Japonya'nın 11 Mart depremi sonrasında nükleer tesislerinin çevreye vereceği zararı kontrol altında tutmaya çalıştığını söyleyen Yablokov, bu somut örneğin yanı sıra Türkiye'nin sismik hareketliliğin yoğun olduğu bölge olduğunu kaydetti.

Dün Ulusal Basın Binası'nda "Nükleer Rönesans" konulu bir toplantı düzenleyen Yablokov, Çernobil felaketinin sonuçlarının devasa boyutlarda olduğunu ifade ederek, radyasyonun 7 nesli etkilediğini söyledi.

Rusya, Ukrayna ve Belarusya'da basılan yaklaşık 5 bin bilimsel makaleden faydalanılan "Çernobil: İnsan ve Çevre Felaketinin Sonuçları" isimli kitabın yazarı Yablokov, Çernobil'deki radyoaktif etkinin yüzde 57'sinin eski SCCB sınırları dışına çıktığını dile getirdi.

Çernobil ile Fukuşima reaktörlerini kıyaslayan Yablokov, "Japonya'daki durum çok farklı. Nüfusun yoğun olduğu bölgeye yakınlığı ciddi bir problem. Ayrıca 3 nolu reaktörde plutonyum ve uranyum yakıtları bulunuyor" dedi.

Yablokov, "Plutonyumun çevreye yayılması halinde bu sonsuza dek çok ciddi sonuçlar doğurur. Etki gösterdiği topraklar ölür ve sonsuza dek hiçbir canlının yaşamasına müsait olamaz. Ayrıca plutonyum bir kez yayıldığında bir daha bunu temizlemek imkansızdır" şeklinde konuştu.

Türkiye'de inşa edilecek nükleer tesislerin depremlere dayanıklı olacağının ifade edildiğini hatırlatan Yablokov, yeni tesislerin Çernobil ve Fukuşima'dan çok daha iyi olacağına inandığını ancak bunun, yine de deprem tehlikesini tümüyle ortadan kaldıramayacağını kaydetti.

Yablokov, "Reaktörlerin sismik bir bölgede bulunması bence gülünç, tamamen gülünç. Ben buna şiddetle karşıyım" dedi.

Rüzgar, güneş enerji ve jeotermal enerji örneklerini sıralayan Yablokov, "Her ülkenin nükleer elektrikten çok daha temiz üretim yapmak için birçok imkanı bulunmaktadır" diye konuştu.

Yablokov, "Türkiye jeotermal enerji konusunda çok büyük imkanları var, nükleere gerek yok. Benim tavsiyem jeotermal enerji" dedi.

İHA