body {margin:0} div.ams_header { position: fixed; height: 32px; width: 100%; background-color:#FAFAFA; font-weight:normal; top:0px; font-family: lucida,verdana,sans-serif; font-size: 12px; } div.ams_header a{ font-size:10pt; color:black; background-color:inherit; } div.ams_content { padding-top: 31px;} div.ams_header li{ font-size:12px; font-weight:normal; font-family: lucida,verdana,sans-serif; } div.overlay{ display:block; height:100%; left:0; opacity:0.7; position:fixed; top:0; width:100%; z-index:99; }
Çernobil konusunda uzmanlığı ile tanınan Rus bilim adamı Dr. Alexey Yablokov, Türkiye'nin nükleer reaktör inşa edecek olmasının "gülünç" olduğunu belirtti.
Japonya'nın 11 Mart depremi sonrasında nükleer tesislerinin çevreye vereceği zararı kontrol altında tutmaya çalıştığını söyleyen Yablokov, bu somut örneğin yanı sıra Türkiye'nin sismik hareketliliğin yoğun olduğu bölge olduğunu kaydetti.
Dün Ulusal Basın Binası'nda "Nükleer Rönesans" konulu bir toplantı düzenleyen Yablokov, Çernobil felaketinin sonuçlarının devasa boyutlarda olduğunu ifade ederek, radyasyonun 7 nesli etkilediğini söyledi.
Rusya, Ukrayna ve Belarusya'da basılan yaklaşık 5 bin bilimsel makaleden faydalanılan "Çernobil: İnsan ve Çevre Felaketinin Sonuçları" isimli kitabın yazarı Yablokov, Çernobil'deki radyoaktif etkinin yüzde 57'sinin eski SCCB sınırları dışına çıktığını dile getirdi.
Çernobil ile Fukuşima reaktörlerini kıyaslayan Yablokov, "Japonya'daki durum çok farklı. Nüfusun yoğun olduğu bölgeye yakınlığı ciddi bir problem. Ayrıca 3 nolu reaktörde plutonyum ve uranyum yakıtları bulunuyor" dedi.
Yablokov, "Plutonyumun çevreye yayılması halinde bu sonsuza dek çok ciddi sonuçlar doğurur. Etki gösterdiği topraklar ölür ve sonsuza dek hiçbir canlının yaşamasına müsait olamaz. Ayrıca plutonyum bir kez yayıldığında bir daha bunu temizlemek imkansızdır" şeklinde konuştu.
Türkiye'de inşa edilecek nükleer tesislerin depremlere dayanıklı olacağının ifade edildiğini hatırlatan Yablokov, yeni tesislerin Çernobil ve Fukuşima'dan çok daha iyi olacağına inandığını ancak bunun, yine de deprem tehlikesini tümüyle ortadan kaldıramayacağını kaydetti.
Yablokov, "Reaktörlerin sismik bir bölgede bulunması bence gülünç, tamamen gülünç. Ben buna şiddetle karşıyım" dedi.
Rüzgar, güneş enerji ve jeotermal enerji örneklerini sıralayan Yablokov, "Her ülkenin nükleer elektrikten çok daha temiz üretim yapmak için birçok imkanı bulunmaktadır" diye konuştu.
Yablokov, "Türkiye jeotermal enerji konusunda çok büyük imkanları var, nükleere gerek yok. Benim tavsiyem jeotermal enerji" dedi.
İHA
Santraldeki durum hala vahim ve ciddi
Japonya Başbakanı Naoto Kan, Fukuşima Daiçi nükleer santralinin iki hafta önceki deprem ve tsunamiden hasar görerek radyasyon yayması nedeniyle çiftçilerden ve işletme sahiplerinden özür diledi.
Kan, dün gece televizyondan yayınlanan konuşmasında, nükleer santralde aşırı ısınan nükleer reaktörleri soğutmak için "hayatlarını tehlikeye atarak" çaba sarf eden işçilere, itfaiye görevlileri ve askeri personele teşekkür etti.
Nükleer santralden yayılan radyasyon sebzeler ve suda tespit edilmişti.
Japon Başbakanı, Fukuşima Daiçi nükleer santralindeki durumun hala "vahim ve ciddi" olduğunu da belirtti.
"İyimser olabileceğimiz bir durumda değiliz" diyen Kan, her gelişmenin son derece dikkatle ele alınması gerektiğini vurguladı.
Nükleer güvenlik ajansı yetkilileri bugün, santraldeki ünitelerden birindeki reaktör çekirdeğinin hasar görmüş olabileceğini söylemişti. Bu da daha fazla radyoaktif kirlilik olabileceği anlamına geliyor.
161 BİN YABANCI JAPONYA'DAN AYRILDI
Japonya'da deprem ve tsunami felaketinin meydana geldiği 11 Marttan bu yana 161 bin yabancının ülkeden ayrıldığı bildirildi. Ülkenin en büyük havaalanı Narita'daki Japon göç dairesi yetkilisi Taiçi İseki, 11 Mart ile 22 Mart arasında hava yoluyla ülkeden ayrılan yabancıların sayısının 161.300'ü bulduğunu söyledi. İseki, geçen yıl aynı tarihlerde ülkeden ayrılan yabancı sayısının 20 bin olduğuna dikkati çekerek, bu seneki rakamın bunun 8 katı olduğunu kaydetti.
AA
Nükleer felaketi önlemek için kendilerini feda eden kahramanların ilk fotoğrafları yayınlandı
Galeriye gitmek için tıklayınız
Japonya'yı vuran 9 şiddetindeki depremde zarar gören ve 2 haftadır tüm dünyaya kabus yaşatan Fukuşima nükleer santralinde kendi istekleriyle kalan ve onarma çalışmalarını sürdüren isimsiz kahramanların ilk fotoğrafları yayınlandı.
Daha çok alt ve orta düzey yöneticilerden oluşan 50 kişilik "kahraman" ekip, iki haftadır durmak bilmeksizin santraldeki reaktörlerin soğutma sistemlerini devreye sokmaya çalışıyor.
Ekip üyeleri bu görevin son görevleri olabileceğinin bilincinde olduklarını, radyasyonun onları öldürebileceğini söylüyorlar.
Santralde çabalayan ekibin aile üyeleri de onlara destek olabilmek için ellerinden geleni yapıyorlar.
Babası santraldeki ekibe katılan bir kız Tweeter üzerinden paylaştığı mesajında "Babam nükleer santrale gittikten sonra annem gözyaşlarına boğuldu. Santraldeki insanlar sizleri korumak için kendilerini feda ediyorlar. Babacığım lütfen sağ salim geri dön" diyor.
3 İŞÇİ YARALANDI
Japonya nükleer güvenlik kurumu sözcüsü Fumio Matsuda, Fukuşima Daiçi'nin 3 numaralı reaktöründe çalışan 3 işçinin elektrik kabloları döşerken radyoaktif unsurlara maruz kaldığını ve yaralandığını söyledi. Matsuda, işçilerden 2'sinin tedavi için hastaneye gönderildiğini ifade etti.
ÖLENLERİN SAYISI 9 BİN 700'Ü BULDU
Japonya'da deprem ve tsunami felaketlerinin ardından ölenlerin sayısının 9 bin 700'ü bulduğu bildirildi. Polis, felaketlerden sonra bulunan cesetlerin 9 bin 700'e ulaştığını, 16 bin 501 kişinin de kayıp olduğunu belirtti. Deprem ve tsunaminin en fazla zarar verdiği yerlerden biri olan Miyagi bölgesinin polis sözcüsü, sadece kendi bölgelerinde ölü sayısının 15 bini aşacağını tahmin ettiklerini söylemişti.
İSVEÇ'TE RADYASYON ORANINDA ARTIŞ
Japonya'yı vuran deprem ve tsunami felaketinin ardından hasar gören Fukuşima Daiçi Nükleer Santralı’ndan havaya karışan radyoaktif madde içeren bulutlar İzlanda’nın ardından İsveç'e ulaştı.
İsveç Haber ajansı TT'nin bu sabah geçtiği habere göre, başkent Stockholm ile ülkenin kuzeyinde yer alan Kiruna ve Umeo kentlerinde radyasyon oranının yüksek çıktığı bildirildi. Söz konusu kentlerdeki radyasyon oranının, dün akşam önceki ölçümlerden daha yüksek çıktığı, ancak çevre ve insan sağlığına zarar verecek oranlarda olmadığı bildirildi.
Fransa Nükleer Güvenlik Ajansı, Fukuşima Daiçi nükleer santralinden havaya karışan radyoaktif maddenin dün akşam önce Fransa'ya ardından da İtalya'nın kuzeyine ulaşacağını açıklamıştı. Fransa Nükleer Güvenlik Ajansı’ndan yapılan açıklamada, herhangi bir önlem almaya gerek olmadığı da vurgulanmıştı.
Dünyanın batıdan doğuya doğru dönmesi nedeniyle radyasyon bazlı bulutlar önce Pasifik Okyanusu'nu geçerek Amerika kıtasına ulaşmış ardından Atlas Okyanusu'na kadar gelmişti.
Japonya’da 9.0 büyüklüğündeki deprem sonrası dev dalgaların büyük hasara yol açtığı Fukuşima Nükleer Tesisleri’nde, Çernobil benzeri bir felaket yaşanmaması için zamana karşı yarış sürüyor.
Japon yetkililer, Daiçi Nükleer Santrali’ndeki altı reaktöre geçtiğimiz gün yeniden elektrik hattı çekmeyi başarmış, soğutma sistemlerini devreye sokmadan önce son teknik kontrollere başlamıştı. Dün 3 no’lu reaktörden dumanlar yükselmesi üzerine ara verilen bu çalışma, bu sabah itibariyle yeniden başladı.
Ancak, Japon Devlet Televizyonu NHK bu kez 4 no’lu reaktörün üzerinde beyaz dumanlar görüldüğünü duyurdu.
Diğer yandan, reaktörleri soğutmak için dışarıdan deniz suyu püskürtme işlemi de devam ediyor.
Copyright © 2011 euronews
Japonya'daki nükleer sızıntı sonrası dünyaya yayılan radroaktif bulutlar Avrupa'ya ulaşmak üzere
Japonya'yı vuran deprem ve tsunami felaketinin ardından hasar gören Fukuşima Daiçi nükleer santralinden havaya karışan radyoaktif madde içeren bulutlar Avrupa kıtasında akşam saatlerinde ulaşacak.
Fransa Nükleer Güvenlik Ajansı'ndan yapılan açıklamada, Japonya'daki deprem ve tsunami felaketi sonrasında hasar gören Fukuşima Daiçi nükleer santralinden havaya karışan radyoaktif maddenin bu akşam önce Fransa'ya ardından da İtalya'nın kuzeyine ulaşacağı bildirildi.
Ulaşması beklenen bulutlardaki radyoaktif maddenin tespit edilmesinin güç olduğu ifade edilen açıklamada, herhangi bir önlem almaya gerek olmadığı kaydedildi.
Dünyanın batıdan doğuya doğru dönmesi nedeniyle radyasyon bazlı bulutlar önce Pasifik Okyanusu'nu geçerek Amerika kıtasına ulaşmış ardından Atlas Okyanusu'na kadar gelmişti.
3 NUMARALI REAKTÖRÜNDEN DUMAN YÜKSELİYOR
Japonya'da Fukuşima-Daiçi nükleer santralinin 3 numaralı reaktörünü barındıran binadan siyah duman yükseldiği, çalışanların tahliye edildiği bildirildi.
Tokyo Elektrik İşletmesi'nin sözcüsü, dumanın türbinin bulunduğu binadan mı yoksa reaktörün olduğu bölgeden mi geldiğini bilmediklerini belirtti.
Sözcü, 3 numaralı reaktörün kontrol odasındaki görevlilerin tahliye edildiğini kaydetti.
DALGALAR BAZI BÖLGELERDE 30 METREYE ULAŞMIŞ
Başbakanlık Afet ve Acil Durum Yönetimi (AFAD) ekipleri, Japonya'da deprem ve tsunaminin en şiddetli hissedildiği bölgelerde yaptıkları arama-kurtarma faaliyetleri ile radyasyon durumunu değerlendirdi.
AFAD Uzman Yardımcısı Hasan Ersolak, telefonla deprem ve tsunaminin en şiddetli etkisini gösterdiği bölgelerde yaptıkları çalışmalarda 3 cesede ulaştıklarını bildirdi.
Miyagi vilayetine bağlı İşinomoki ilçesine bağlı Ogatsu bucağında arama yaptıklarını kaydeden Ersolak, bölgede felaketin boyutlarının çok şiddetli olduğunu, insanları "çaresiz ve perişan" gördüklerini anlattı.
Ersolak, bölgede onlardan önce Japonya Öz Savunma Kuvvetlerinin arama kurtarma çalışması yaptığını, ancak kendilerinin de aynı bölgede 2 cesede ulaştıklarını kaydetti.
Bölgedeki Ogatsu koyundan, Japon yetkililerinin ifadelerine göre 30 metrelik tsunami dalgaları geldiğini belirten Ersolak, dalgaların iç kesimlere doğru 15 metreye düştüğünü gözlemlediklerini söyledi.
"BÖLGEDEKİ RADYASYON SEVİYESİ ŞU ANDA TEHLİKELİ DEĞİL"
AFAD'la birlikte bölgeye intikal eden Türkiye Atom Enerjisi Kurumu, Çekmece Nükleer Araştırma ve Eğitim Merkezinden Dr. Emin Güngör de Türkiye'den Japonya'ya ulaşmalarına müteakip radyasyon ölçümlerine başladıklarını bildirdi.
Güngör, Tokyo'da Narita Havaalanında ölçümler yaptıklarını ve radyasyon seviyelerinin Tokyo'da doğal seviyede ölçüldüğünü anlattı.
Tokyo'dan Miyagi vilayetine hareketleri sırasında da sürekli ölçüm yaptıklarını kaydeden Güngör, Fukişima Nükleer Santraline 80 kilometrelik uzaklıktan geçtiklerini ve ölçümlerde doğal seviyenin 25-30 katı bir radyasyon gözlemlendiğini, ancak bunun insan sağlığına zarar vermediğini ifade etti.
Güngör, 33 kişiden oluşan ekibin deprem ve tsunaminin en şiddetli hissedildiği bölgelerden olan Sendai'ye vardığında ekibin aldığı dozun 15 mikrosivert düzeyinde olduğunu, Uluslararası Atom Enerjisi Kurumuna bağlı Uluslararası Radyasyon Komitesinin, insan sağlığı için tavsiye ettiği doz limitinin 1000 mikrosivert düzeyinde olduğunu vurguladı.
Bölgeye ilk ulaştıklarında 15 mikrosivert olan bu seviyenin ikinci gün 8 mikrosiverte, üçüncü gün ise 6 mikrosiverte düştüğünü belirten Güngör, bu durumun yapılan çalışmalara göre radyasyonun düştüğüne işaret ettiğini kaydetti.
Güngör, daha büyük bir tehlikenin ortaya çıkması olasılığına istinaden bölgede bulunduğunu belirterek, bu seviyenin ani bir şekilde 1000 mikrosiverte yükselmesi durumunda kendilerinin de tahliyeye hazır olduklarını, ancak şu anda her şeyin normal olduğunu ifade etti.
Herhangi bir olumsuz gelişme olursa ani doz yükselmelerine karşı gerekli önlemleri almaya çalıştıklarını ifade eden Güngör, yanlarında nükleer tehlikeye karşı gerekli ilaç ve kıyafetlerin de bulunduğunu söyledi.
Güngör, ekipte bulunan kişilerde de dozimetre bulunduğunu ve bölgedeki radyasyonu sürekli ölçtüklerini belirterek, ekibe İstanbul'da radyasyonla ilgili kısa bir eğitim verildiğini sözlerine ekledi.
RADYASYON SEVİYESİ ARTIYOR
Tokyo'daki hükümet yetkilileri, şebeke suyundan alınan numunelerdeki iyot miktarının 210 bekerel olarak ölçüldüğünü, bebekler için kabul edilebilir yasal sınırınsa 100 bekerel olduğunu belirtti.
Yetkililer, bebeklere şebeke suyunun verilmemesini veya biberonlarını hazırlamak için bu suyun kullanılmamasını tavsiye etti.